1. Anadolu’dan derlenen sözler kimi zaman dar bir alanda, sınırlı sayıda konuşucu tarafından bilinmektedir. Derlenen sözlerin bir kısmı da Türkçe değildir. Türkçe olsalar dahi birçoğunda anlam kayması, daralması, genişlemesi bulunmaktadır. Bu sözlerin Türkçemize dâhil edilmesinin ölçütü aynı anlam ve işlevde Orta Asya Türk lehçelerinde bulunmalarıdır. Anlam kayması, daralması, genişlemesi bulunan sözler ile Orta Asya Türk lehçelerinde bulunmayan yerel sözler dilimizin genel hazinesi için önerilmeyecektir.
  2. Eski kaynaklardan derlenen sözlerin çağdaş Türk dillerinde yaşadığı, kullanımda ve diri olduğu ortaya koyulmalı ve dilimizin geçirdiği evrimi takip etmeyen sözler başka örneklere bakılarak dilimizin bugünkü yapısıyla uyumlu hale getirilmelidir. Anakronik biçimler ile diriltilme asla değerlendirilmeyecektir.
  3. Eski kaynaklardan derlenerek diriltilmeye çalışılan söz ve yapıların doğru ve tam çözümlenmelidir. Bu yapıların günümüz Türk lehçelerindeki işlevleri ve evrimleri incelenerek Türkiye Türkçesine uyumlulaştırılmaları savunulacak ve bu uyumlulaştırmadan geçmeyenler ile diğer Türk dillerinde bulunmayanlara karşı durulacaktır.
  4. Türkiye Türkçesinde ortaya çıkmış anlam kaymaları, anlam daralma ve genişlemeleri giderilmeli, sözlerimiz olabildiğince asli anlamlarına döndürülmeli ya da Orta Asya Türklerince kullanılan anlamları ile uyumlulaştırılarak Türkçenin yeni türetmeler yönünde yolu açılmalıdır, betimiz bu konuda bilgi ve becerilerimiz ölçüsünde çalışacaktır.
  5. Yabancı sözler için diğer Türk dillerinde karşılık bulunamadığı zorunlu hallerde söz türetilirken anlam düzeltmesine gidilmesi ve dilde geçmiş gelecek bağının kopmaması yönünde bilgilendirici ve özendirici çalışma yürütülecektir.
  6. Söz türetmede kullanılan eklerde, eklerin tarih boyunca eğilimli oldukları işlev dışında keyfi ve fiilden çağrışıma dayalı biçimde kullanılmasının önüne geçmek, türetmede ek- kök ilişkisinin düşünülmesini temin etmek yönünde çaba harcanacak ve kök ve eklerin işlevlerini göz ardı ederek türetilmiş örneklerin düzeltilmesi yönünde çalışma yürütülecektir. Bu şekilde uydurma/uydurukça olarak nitelenen söz sayısının azaltılması sağlanacak ve dilin sağlıklı söz dağarına kavuşmasına imkan tanınacaktır.
  7. Dilimizin söz ve eklerine dilimizin geçmişinde ve kardeş Türk dillerinden bulunmayan anlam ve işlevler yüklenmesine karşı gelinecek ve diğer Türk dilleri ile ortak zemin aranacak, köklerle birlikte eklerin keyfi kullanımına karşı çıkılacaktır.
  8. Taklitçiliğe yorulabilecek ve karşılık olarak sunulduğu söze benzeyen sözler dilimizin gerek ve biçimleri uyarınca anlam ve bağlam yönünden güncellenebilmesi yönünde çalışılacaktır.
  9. Yapılan bütün türetmelerin diğer Türk dillerinden bağımsız ve Türk dil birliğini bozucu nitelikte olmaması yönünde bilgilendirici ve bilinçlendirici çalışma yürütülecektir.
  10. Bugüne dek oluşturularak dilimize o ya da bu şekilde katılmış olup diğer Türk dilleri ile aramızda anlaşmazlık duvarı ören uydurma sözlerin dilimizden dışlanması yerlerinin kurallı ve Türk dil birliğine hizmet eden sözlerin alması yönünde özendirici olunacaktır.
  11. Anadolu Türkçesinde var olup unutulmuş, diğer Türk dillerinde yaşamakta olan sözlerin diriltilmesine çaba harcanacaktır.
  12. Dilimizde medeniyetimizin belirleyicisi olan kimi yabancı sayılamayacak Arapça Farsça sözler vardır, bu sözler Müslüman Türk toplumlarının hepsinde kullanılmaktadır ve ortak söz statüsündedirler. Bu sözler dokunulmazdır. Bir gün Türk halkları ortak iradeleri ile bu sözleri Türkçeleştirmek kararına varmadıkları sürece o sözler öz dilimizin malıdır. Betimiz ulusumuzun değerleri ile barışıktır. Ancak Arapça, Farsça olan sözler içinde kutsallaştırılamayacak olan ve dilimize bir dil züppeliğinin ürünü olarak girmiş sözler bulunur, bunlar Batı kökenli sözler gibi istilacılardır, diğer Türk dillerinde Türkçelerinin bulunması durumunda Türkçeleri önerilecektir.

BAŞA DÖN

Yıllarca bize Türkçecilik adına uydurukçuluğu dayatıp bizi başka Türk halkları ile anlaşamaz kıldılar. Şimdi yaraları sarma, kardeşlerimize yaklaşma zamanı.